Kızı İçin Canından Vazgeçti – Yargı

Bir gecede bütün dengeler alt üst oldu. “Yargı”nın son bölümünde yaşananlar, izleyiciyi ekran başına kilitledi. Daha başında esprili bir sohbetle başlayan sahneler kısa sürede karanlık ve dramatik bir yöne evrildi. Ceylin, babasıyla ilgili aldığı işaretleri inkâr etmeye çalışsa da içindeki korku büyümeye devam ediyordu. Engin’in videolarında saklı kelimeler, aslında büyük bir felaketin habercisi gibiydi. “Babam gelecek, gelecek!” diye ısrar eden Ceylin, gerçeği reddetmeye çalışırken seyircinin yüreği sıkıştı. Çünkü ekrana yansıyan her detay, babasıyla ilgili kötü bir ihtimali biraz daha güçlendiriyordu.

Bu sırada polis teşkilatında da fırtınalar kopuyordu. Eren Komiser’e bir türlü ulaşılamaması, herkesi telaşlandırdı. Telefonların defalarca çalmasına rağmen cevap gelmeyince korkulan oldu: Eren arabasında kanlar içinde bulundu. İzleyici nefesini tutarken, sahneye giren panik, çaresizlik ve umut arasında gidip gelen duygular zirveye çıktı. Ameliyat sahnesinde doktorun “5 dakika içinde kanamayı durdurmazsak kaybederiz” sözleri, salonu buz gibi bir sessizliğe gömdü. Bu an, dizinin unutulmaz dramatik dönüm noktalarından biri olarak hafızalara kazındı.

Eren’in yaşam savaşı sürerken, karakterlerin yüzleştiği başka sırlar da gün yüzüne çıktı. Ceylin’in babasına dair şüpheler, Engin’in kirli oyunlarıyla birleşince soru işaretleri çoğaldı. Ancak asıl darbe, Tuğçe’nin babasıyla olan çarpıcı yüzleşmesiyle geldi. Tuğçe, yıllarca “babam” dediği adamın aslında onu hem duygusal hem de fiziksel anlamda büyük bir uçuruma sürüklediğini öğrendi. Babasının “Sırf seni sevdiğimden, başka ne olacaktı?” sözleri karşısında izleyiciler bir kez daha insanın en çok güvendiği kişiden alabileceği ihaneti düşündü. Bu sahnelerde baba-kız arasındaki diyalog, bir dramdan çok daha öteye geçti; bir insanın çaresizliğiyle bir diğerinin umutla kurtulma isteği çarpıştı.

Tuğçe’nin babasına yardım edip etmeyeceği büyük bir merak konusu haline geldi. Evdeki parayı alması ve otogarda buluşmaları sahnesi, adeta gerilimin doruğa çıktığı bir an olarak hafızalara kazındı. “Yıllardır babalık yaptım sana, beni sattın mı?” diye bağıran adamın öfkesiyle Tuğçe’nin çaresizliği karşı karşıya geldiğinde, seyircinin kalbi sıkıştı. Bu sahne, yalnızca bir hesaplaşma değil, aynı zamanda aile bağlarının kırılganlığını gözler önüne seren güçlü bir metafora dönüştü.

Bölümün finaline gelindiğinde herkesin kafasında tek bir soru kaldı: Kim, kimi gerçekten korumaya çalışıyor? Eren’in hayatta kalma mücadelesi, Ceylin’in babasına olan inancı, Tuğçe’nin vicdanıyla ihaneti arasında sıkışmışlığı… Hepsi tek bir potada birleşerek izleyiciye şu duyguyu bıraktı: Gerçek, eninde sonunda ortaya çıkacak, ama gerçeğin maliyeti kimi zaman bir can, kimi zaman da bir ömür boyu sürecek bir vicdan azabı olabilir. “Yargı”, bu bölümüyle bir kez daha hem dramı hem de gerilimi zirveye taşıyarak Türk televizyonunun unutulmaz sahnelerine imzasını attı.